EKMEK BULAMAYINCA PASTA MI YEMELİYİZ?

Konuk yazarımız Serpil Erkul’a sevgilerimizle…

1789 yılıydı ve Fransız Devrimi tüm hızıyla cereyan etmekteydi. Paris’teki yoksullar ayaklandılar çünkü yiyecek ekmekleri yoktu. Bu sırada Kraliçe Marie Antoinette “ekmek bulamayanlar pasta yesin” şeklindeki ahmakça öneriyi ortaya attı.” İlk sorun şu ki, bahsedilen şey pasta değil brioche adı verilen ve ekmeğe çok benzeyen bir çörekti. Bu durumda bu sözler iyi niyetli anlaşılabilir mi? Bilmem. Hiç sanmamakla birlikte şöyle ki “Eğer ekmek istiyorlarsa onlara iyi cinsinden verin.” Diye anlaşılabilir mi? Emin değilim ama bu ifade en az 1760’tan beri aristokratik çürümenin tasviri olarak yazılı bir biçimde kullanılmaktadır.

Ekmek bulamayınca pasta mı yemeliyiz?

Beslenme açlık duygusunu bastırmak ya da sadece karın doyurmak değildir. Beslenme; sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak olarak tanımlanabilir.

Birleşmiş Milletler tarafından her yıl yapılan bir araştırmaya göre dünyada her geçen gün daha fazla sayıda insan açlık çekmektedir. Son beş yıl içerisinde on milyonlarca kişi kronik olarak yetersiz beslenme sınırına ulaşırken, dünyanın farklı bölgelerinde ülkeler kötü beslenme ile mücadele etmektedir.

Sayılarla Açlık

Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu adlı rapora göre, 2019 yılında açlık çeken kişi sayısı 690 milyona ulaşmıştır. Bu da, 2018 yılıyla kıyaslandığında açlık çeken kişi sayısının 10 milyon, önceki 5 yıla oranla ise 60 milyon arttığını göstermektedir. Yüksek maliyetler ve düşük alım gücü, milyarlarca kişinin sağlıklı ve besleyici öğünlere erişimini engellemektedir. Açlık çeken kesime en çok Asya’da rastlanmakta birlikte, açlık en hızlı Afrika’da yayılmaktadır.

Sıklıkla birbirine karıştırılan iki kavram var; gıda güvencesi ve gıda güvenliği… Gıda güvenliği gıdaların hasatı, taşınması, işlenmesi, hazırlanması, depolanması ve son tüketiciye sunulması sürecinde gıda kaynaklı rahatsızlıklara ya da hastalıklara neden olan fiziksel, biyolojik ve kimyasal nitelikteki çeşitli risk unsurlarını önleyecek ya da zararsız kılacak bir durumu oluşturmak olarak tanımlanabilir.

Gıda güvenliği açısından biyolojik risk oluşturan unsurların başında ise hastalık yapan ya da gıda zehirlenmesine yol açan mikroorganizmalar gelir. Gıda kaynaklı hastalık etmeni olan en önemli bakterilerin yok edilmesi gıda güvenliğinde öncelik taşımaktadır.

Başta Tarım ve Orman Bakanlığınca sıklıkla dile getirilen bir deyim olan “tarladan çatala gıda güvenliği” yaklaşık olarak gıda güvenliği kavramının kapsamını açıklar.

Gıda güvencesi ise bir toplumun beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için yeteri miktarda ve ulaşılabilir gıda maddeleri üretme yeteneğine ve üretilen gıdalara erişimin sürekliliğini kapsar.

İnsanların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli olan besin ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik bakımdan sürekli erişebilmeleri durumu gıda güvencesi kavramı ile dile getirilir.

“Ekmek yoksa pasta yiyin” cümlesi her kim tarafından ve hangi amaçla söylenirse söylensin hala küstah, yoksul sınıfla kopuk bir Fransız kraliçe izlenimi yaratıyor. Marie Antoinette gibi yüreği halkın acılarına karşı duyarsızlaşmış aristokratlar  olduğu sürece dünyada açlık ve yetersiz beslenmenin doğurduğu büyük problemleri çözebilmek oldukça zor görünüyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s