BUL KARAYI AL PARAYI

-Anne, Mehmet Abi’nin gönderdiği çocuk geldi. Hüseyin’le beni sinemaya götürecekmiş. Ne diyon gidim mi?

-Olur. Akşam ezanından önce dönün ama. Baban kızıyor sonra.

Yaz ayları Çukurova cehennem gibi sıcak. Mehmet Abi komşumuz. 3 oğlundan en küçüğü Hüseyin, benden 1 yaş küçük. Mehmet Abi Nur Sinemasında çalışıyor.

Nur Sinemasında oynatılan filmlerden biri karate filmi, diğeri ise müstehcen filmlerden. Bizim yaşımız küçük, terbiyemiz bozulmasın diye açık-saçık filmleri izletmiyorlar. II. filmi izleyelim diye ilk filmin sonlarına doğru Mehmet Abi bir çalışanını gönderip bisikletle bizi aldırıyor. Karate filmini izlemeye çok az kişi kalıyor, sinemada ilk film sonunda hemen hemen herkes çıkıyor. Her gün ya Bruce Lee ya da Chaki Chan filmi izliyoruz. Yılan tekniği, kartal pençesinin uzmanı oluyoruz bir süre sonra.

-Oğlum, Bruce Lee ölmeseymiş varya kurşun geçmez oluyormuş.

-O yüzden bıçakla öldürmüşler ya oğlum.

Yıllar sonra Bruce Lee’nin sadece 4 filmi olduğunu öğrendiğimde çok üzülmüştüm. Neydi lan bizim izlediğimiz o filmler peki.

Sinemanın önündeyiz, makinist parça atmış ilk filmin sonuna biraz bekliyeceğiz.

O sırada bir kalabalık gözüme ilişiyor. Bir portakal kasasının üzerine dikdörtgen bir karton koymuşlar. Kasanın diğer tarafında bir kişi, karşısında beş, hayır hayır altı kişi var. Usulca yaklaşıyorum. Karşıda duranın elinde üç kart, kartların birinin ortasında siyah nokta var. Nokta dediysem öyle küçücük bir şey değil. Orta cüsseli bir insanın baş parmak tırnağı büyüklüğünde bir benek. Oyunu oynatan, üç kartın bir yüzünü ki birinde benek var, izleyenlere gösteriyor. Siyah benekli kart tam ortada duruyor. Kartların yüzlerini ters çeviriyor ve benekli kartın hangisi olduğunu takip edebileceğim şekilde kartonun üstüne kartları bırakıyor. Karşısında duran kişi, benim de tahmin ettiğim kartın üzerine 10 lira bırakıyor ve heyecanla bekliyor. Oyunu kuran kartı yavaşça çeviriyor ve benek orda duruyor. Oynayan kişi 10 lirayı oyunu kurandan alıyor.

-”Yeni tur yeni şans” diyor tezgahın sahibi.

Kazanan iştahlı ” Bir tur daha” diyor. Elim yavaşça cebime gidiyor, sinemada gazoz içmek için annemden aldığım 5 lira parmaklarımın ucunda ama acele etmiyorum, bir iki tur daha gözlemliyorum oyunu oynayan her seferinde daha fazla koyarak, koyduğunu kadar parayı hem de tam benim düşündüğüm karta koyarak katlıyor. Aaa tanıyorum ben bu kazananı Kalaycıların büyük oğlu Ali Abi bu.

” Yeter” diyor Ali Abi.

” Ben daha oynamayacağım. Bu kadar bana yeter.

” Napiyon Ali Abi.” diyorum içimden. Devam et çok kolay.

Tezgahın sahibi: ” Tabi canım yeter. Cebimdeki bütün parayı alacan elleham.”

” Evet yok mu başka gözü açık. Bul karayı al parayı kardeşiiim.”

Tezgahın başı daha da sıklaşıyor. Evet bakın işte kara burada diyor, kartları bir-iki sağa sola sallayıp kartonun üzerine bırakıyor. Ali Abi dışında ben de dahil herkes paralarımızı sağ baştaki kartın üzerine koyuyoruz ve heyecanlı bekleyiş başlıyor ”Yok mu başka koyacak” diyor tezgahtaki enayi. Kimse çıkmıyor çünkü herkesin parası tezgahta ve oyunun sahibi kartı çeviriyor. Orda olması gereken ( en azından tezgahın bu tarafındakiler için ) benek yok. Paralarımız bir beneğin sırtında kanatlanıp tezgahın karşı tarafına geçiyor. Başımı öne eğip yavaş yavaş kalabalıktan ayrılıyorum.

Ne oldu peki, o kadar kolaydı ki, neyi kaçırdım bir türlü aklım almıyor.

Kalaycılardan Ali yaklaşıyor yanıma kalabalığı kontrol ederek ” Ekrem Hoca’nın oğlu değil misin sen?”

-Evet Ali Abi, Tolgay ben.

-Al şu paranı (5 lirayı uzatıyor.) bir daha seni buralarda görmeyeyim.

5 lirayı utanarak geri alıyorum. Ama hala içim soğumadı. Nasıl oldu da siyah benek orda değildi. Sinemaya giriyorum. Film başlıyor. Bir takım adamlar havalarda uçuşuyor ve havada onlar kadar uçamayanları fena halde tokatlıyor. Siyah benek hala sağ kartın altında olmamaya devam ediyor.

3 yıl geçiyor aradan bir hafta sonu yatılı okul ritüeli bir kaç arkadaşla sinemaya gidilecek artık karate filminin önündeki filmi de izleyebiliyoruz. Sinemaya ulaşmadan önceki son ara sokak yine bir tezgah, önünde insanlar toplanmış. Tezgahın arkasında bir adam ve 5cm uzunluğunda üç silindir var önünde silindirleri tek tek sallıyor ve sadece birinden ses geliyor. Belli ki ses gelen silindirin içi küçük bilyelerle dolu, sallandıklarında ses çıkarıyor. Üç silindirden içi boş olanları sağ eline, dolu olanı sol eline alıyor, bir-iki sağa sola sallayıp dolu olanın nerde olacağı tezgahın bu tarafında olanlar tarafından anlaşılacak şekilde tezgahın üzerine bırakıyor. Bir kişi 20TL koyup 40TL alıyor. Bir daha bir daha her seferinde biraz daha fazla koyarak, koyduğu kadar para kazanıyor.

Evet, senaryonun bu kısmını biliyorum. Arkadaşlar sinemaya geç kalacağımızı acele etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Sinema, film yada hayata dair hiçbir şey umurumda değil şuan. Kazanan adamın yeter deyip ayrılması oyunu oynatanın yalandan kızması ve diğer izleyenlerin oyuna dahil olup kaybettikleri anı bekliyorum ve bu sihir nasıl oluyor.

Senaryonun devamı da bildiğim gibi. Kazanan kişi oyunu bırakıyor.

– Evet beyler yeni tur yeni şans diyor elindeki silindirleri sağa sola sallayıp tezgahın üzerine bırakıyor. Kalabalık sağ baştaki silindire paralarını basıyorlar bir farkla bu sefer elim cebimde ve dışarı hiç çıkmıyor sıkı sıkıya paralarımı tutuyorum. Beklenen oluyor ve sağ baştaki silindiri sağ eliyle alıyor ve sallıyor. Ses yok. Sol baştaki silindiri sol eline alıyor ve sallıyor ses çıkıyor. Aa lar, oo lar arasında tezgahın üzerindeki paralar adamın cebine gidiyor.

Bundan sonrası aynı deneyin tekrarı taki oyunu kuranın karşıdakilerin tüm parasını cebine indirinceye kadar devam edecek.

Arkadaşlara yetişmek için hızla sinemaya gidiyorum. Film boyunca kulağımda silindirin çıkardığı şıngırtı sesi. Filme konsantre olamıyorum. Perdede silindirler ordan oraya dönüyor. Hile nerede! Tüm görüntüyü geriye sarıyorum ve yavaş yavaş oynatıyorum tekrar,tekrar… Ve evet işte orada içi dolu silindir sol elinde, başlangıçta dolu silindiri gösterdiği de sol elde. Evet muhtemel sol elin hatta kolun bir yerlerinde saklı bir sililindir var. Aslında tezgahtaki silindirler boş. Sol elde hangi silindir sallanırsa o kazanmış oluyor. Artık filmin bitmesini bekliyorum tezgahın başına tekrar gidebilmek için. Film bitiyor ve koşarak tezgahın olduğu yere gidiyorum ama yeller esiyor. Yerde irili ufaklı izmaritler kiminin filtresi dümdüz olmuş sıkılmaktan belli ki çok heyecanlanmış sahibi, seçtiği silindirin ses çıkarmasını beklerken tavan yapmış adrenalin.

İçime ateş düşmüştü artık insanların kurdukları oyunların çözümünü yapmak müthiş keyif vermişti ve bu oyunlarda kaybettiğim ilk ve son para Nur Sinemasının önündeki o 5 lira olmuştu. Hakketen neydi o siyah noktanın numarası.

Yıllar sonra Ali Abi’den öğrenecektim kağıtları dağıtanla ortaklarmış, numaradan kazanıyormuş keklik çekmek için (ki o kekliklerden biri de bendim) Kağıtları sağa sola sallayıp tüm dikkatimizi kağıtlara çekerken alttan siyah noktanın yerini değiştiriyormuş. hareket eden hep nokta…



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s