Afrodisias Antik Kenti
Afrodisias Antik Kenti, Aydın’ın Karacasu ilçesi Geyre Mahallesi sınırları içinde, Menderes (Meander) Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz (Morsynus) Çayı’nın oluşturduğu bereketli vadide, denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bir plato üzerinde yer alan önemli bir arkeolojik alandır ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunmaktadır.

Kentin bilinen ilk adı “Megalopolis”dir. Tarihte sanatın merkezi olan kent, Roma İmparatorluğu döneminde en parlak zamanını yaşamıştır. İsmini ise aşk tanrısı Afrodit’e adanması nedeniyle almıştır.
Yerleşim tarihi MÖ 5. bin yıl ortalarına kadar uzanan Afrodisias, MÖ 6. yüzyılda küçük bir köy görünümünde iken, MÖ 2. yüzyılda Menderes Vadisi’ndeki yoğun şehirleşme döneminde kent devleti (polis) statüsü kazanmıştır.
M.Ö 2. yüzyılda yeniden dizayn edilen kent dini bir merkez olarak da kullanılmıştır. MÖ 1. yüzyılda Roma ile yakın ilişkilere sahip olan Afrodisias, daha sonra Roma İmparatoru olarak Augustus unvanını alacak olan Octavian tarafından “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.” sözleriyle koruma altına alınmış ve Roma Senatosu tarafından MÖ 39 yılında vergi muafiyeti ve özerklik gibi ayrıcalıklar tanındıktan sonra hızla gelişmeye başlamıştır.
M.S. 3. yy’a kadar farklı eyaletlere başkentlik yapan kent, daha sonra Roma’nın bölünmesiyle Bizans topraklarına katıldı. M.S. 4.yy’dan itibaren Hristiyanlığın yayılmaya başladığı süreçte, şehirdeki paganizm kalıntıları silinmeye çalışıldı. Aphrodisias ismi yazıtlardan kaldırılmaya başlandı. Bizanslılar buraya Kayra ismini verdiler. Hatta bugün Aydın’ın Geyre ilçesinin isminin buradan geldiği düşünülüyor.

Afrodisias, MS 1.-5. yüzyıllar arasında bütün Akdeniz dünyasında büyük üne kavuşan, başta Roma olmak üzere, İmparatorluğun dört bir yanında imzalarını taşıyan eserleri bulunan heykeltıraşlar yetiştirmiştir. Mermer ocaklarının kente eşine az rastlanır derecede yakın olması, Afrodisias’ın mermer heykel sanatı için yüksek kaliteli bir üretim merkezi haline gelmesinin önemli bir nedenidir. Bu özelliği sayesinde Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti’nde, dönemin mermer sanatı ve mimarisinin tüm yönleriyle araştırılıp anlaşılmasını sağlayan kentlerden biri olmuştur.
Afrodisias, Roma döneminde M.S 3. yüzyılda Karya eyaletinin en büyük şehirlerinden biri olmuştur. Aphrodisias 7. yy’a kadar önemini korumayı başarsa da sonrasında yaşadığı istilalar, siyasal olaylar ve büyük depremler nedeniyle önemini kaybetmeye başlamıştır. 11. yy’da Selçuklu Devleti’ne katılan kent, 13. yy’dan sonra Menteşe Beyliği egemenliğine dahil olmuştur. Afrodisias Antik Kenti’nin bu yıllarda tamamen terk edilmiş olduğu sanılıyor. 15. ve 16 . yy’larda yörede Geyre Köyü kurulmuş ama depremlerden nedeniyle yerleşke yer değiştirmiş, günümüzdeki Geyre Kasabası’nın olduğu bölgeye yeniden inşa edilmiştir.
Afrodisias kenti, deprem kuşağındaki konumu nedeniyle, tarihi boyunca pek çok depremden şiddetle etkilenmiştir. Özellikle 4.yy ve 7.yy’da burada büyük depremler olduğu bilinmektedir. 4.yy depremi ayrıca Afrodisias’ın bulunduğu mevkide su akış mecralarını da değiştirmiş, kentin bazı kısımlarını su baskınlarına maruz bırakmıştır. 7.yy’daki depremden sonra Afrodisias antik kenti bir daha hiçbir zaman tam olarak kendine gelememiş ve bakımsızlığa düşmüştür. Zamanla kalıntılar kısmen Geyre köyü ile örtülmüştür. 20.yy başlarında Geyre köyünün bir kısmı yine bir deprem nedeniyle boşalmış, boşaltılan alanın altındaki kalıntılar ortaya çıkmıştır.
Afrodisias Antik Kenti Gezilecek Yerler
Oldukça geniş bir alana yayılan Afrodisias, keyifle gezeceğiniz bir yer. Özellikle de müzeyi ve içindeki mermer eserleri çok beğeneceksiniz. Bu eserler öyle ustalıkla yapılmış, o kadar ince detayları var ki, o dönemin sanat anlayışına ister istemez hayran kalıyorsunuz.
Giriş ücreti 2023 verilerine göre 150 tl olan Antik kente girişte broşür verilmemektedir. Ancak yönlendirme tabelalarını izleyerek rahatlıkla gezebiliyorsunuz.
Açılış/Kapanış Saatleri
Açılış Saati: 08:30 (Müze güncel verilere göre 10.00 da açılmaktadır.)
Kapanış Saati: 20:00
Gişe Kapanış Saati: 19:30
Afrodisias Lahitleri
Antik kente ilk girdiğinizde her biri ustalıkla işlenmiş lahitler gözünüze çarpıyor. Lahitlerin üzerlerindeki yazıtlarda kimin tarafından işlendiği, kime ait olduğu belirtiliyor.


Afrodisias Müzesi
Afrodisias Antik Kenti’nde çıkarılan eserler bu müzede ziyaretçilere sunulmuştur. Özellikle müzenin ikinci ve üçüncü katında kendine yer bulan kabartmalar oldukça ilgi çekicidir. Afrodisias Müzesi ise 1979 yılında ziyarete açılmıştır. Müzenin en öne çıkan özelliği heykel ve rölyeflerle geniş bir sergiye sahip olmasıdır. Kentin heykellere bu kadar önem vermesinin sebebi 600 yıllık yontma becerilerinin gelişmiş olmasıdır. Heykeltraşlık okulunda yapılan eserler M.Ö 1. yüzyıl ve M.S 5. yüzyıla arasına tarihleniyor. Müze ören yeriyle iç içe bir konumda olduğundan dolayı kapsamlı bir ziyaret geçirebilirsiniz. Sergilenen eserlerin tarihi Geç Neolitik, Erken Kalkolitik, Bronz Çağı, Roma, Bizans ve Erken İslami dönem gibi birçok döneme aittir. Ayrıca mavi mermerden yapılan at heykeli yontusu müzenin simgesi haline gelmiştir.

Afrodisias Müzesi’ndeki heykellerin betimlemesi biraz dramatiktir. Her bir heykelde duygular ön plandadır. Ayrıca betimlemeler heykellere oldukça iyi işlenmiştir. Işığın geliş yönü bile hesaplanmıştır. Yüz ifadelerinde gerçekçilik dikkat çekicidir. Hatta kent heykelciliğini insanlar hastalığını iyileştirmek için çeşitli uzuvlar yaparak Afrodit’e sunuyorlardır. Kulak sorunu yaşayan bir insanın taşa kulak şeklini işlemesi bir örnektir.



Afrodisias Müzesi Eserleri
- Zoilos Frizi
- Esin Perisi Melpomene Yontusu
- Akhilleus –Penthesileia grubu
- Çocuk Dionysos ve Satyr
- Afrodisias Yontusu
- Şehrin Valisi Flavius Palmatus
- Agora Kapısı Kabartmaları
- Dometeinos ve Tatiana
- Boksör Heykelleri
- Gladyatör Kabartmaları
- Lahitler
- Mezar Kabartmaları
- Mavi At
- Sebasteion Kabartmaları
Maske ve Girland Frizi
Maske ve girland frizleri, şehrin meydanlarında bulunan İyon düzenindeki revakları süslüyormuş. Maskelerde tanrı, kahraman, sade vatandaş, köle, asker ve atlet gibi betimlemeler yer alıyor.



Sebasteion (İmparatorlar Tapınağı)
Sebasteion, M.S 20-60 yılları arasında erken Roma imparatorlarının tapınımı için Afrodisiaslı iki aile tarafından inşa edilen bir yapı kompleksi. Bir tapınak, 90 metre uzunluğunda bir tören yolu ve tören yolunun iki yanındaki üçer katlı yapılardan oluşuyor. Tapınak, Roma İmparatoru Tiberius ve annesi Livia’ya adanmış. Tapınağın içindeki ana odada anne-oğul (Tiberius ve Livia) heykelleri, diğer imparatorların heykelleri ve Aphrodite Prometor heykeli varmış.


Güney Agora
Güney agora, yerli halkın en çok kullandığı sosyal alanlardan biridir. Bölgede yaşanan depremler ve seller nedeniyle agoranın mimari özellikleri diğer yapılardan farklıdır. Sellerden korunabilmek için 260 x 25 metre ölçülerinde bir havuz yapılmıştır. Havuz sellerden korunma imkanı verdiği gibi hamamların su ihtiyacını da karşılıyordu.
Yan kısımda bulunan uzun sütunlar ise fazla suyun aktığı kanalların üzerini kapatıyordu. Bu sütunlar kare bloklar üzerine oturtulmuştur. Böylelikle halk sıkıldığı zamanlarda buralarda oturabiliyordu. Tabii ki bu sütunların geçmişte üstü kapalıydı. Havaların iyi olduğu zaman agora etrafında çeşitli sporlar yapılırdı. Kötü havalarda ise sporlar üstü kapalı bu alanlarda devam ederdi. Doğu kısmında iki katlı bir yapı bulunmaktadır.

Tiyatro
M.S 27 tarihinden önce bitirilen tiyatroda 1966 yılında başlayan kazı çalışmalarıyla birçok sanat eseri çıkarılmıştır. Tiyatronun sahne yazıtında yazana göre mimar Zoilos’tur. Tiyatronun yapımını tamamlayan Zoilos bu eseri, Afrodit’e ve halka adamıştır. M.S 2. yüzyıla gelindiğinde birçok sahne gösterisine ev sahipliği yapması hedeflenmiştir. Yaklaşık 7 bin seyirci kapasitesine sahip tiyatro, bir tepe üzerine oyularak yapılmıştır. Yüksek kapasitenin nedeni farklı yerlerden gelen ziyaretçilerin ağırlanabilmesiydi. Ayrıca tiyatronun kuzey tarafında duvara kazınan bir arşiv olarak kullanılan yazıtlar vardır. Hatta bu yazıtlarda Augustus’un M.Ö 30 yılında “Asya’daki tüm şehirler içinden bu kenti kendim için seçtim” dediği bilinmektedir.

Tetrastoon
Tetrastoon, tiyatronun doğusunda kalan sütunlu meydan.

Hadrian Hamamı
Halk hamamı olarak kullanılan Hadrianus Hamamı, M.S 2. yüzyılda yapılmıştır. Kentte yaşayan insanların oldukça temiz yaşadığının bir kanıtıdır. Özellikle dışarıdan gelen yolcular hamamda yıkanmadan kente katılmazdı. İki bölüme ayrılmıştır. Bunlar yıkanma odaları ve ön avludur. Yine hamamda da mermer kalıntılarını görmek mümkün. Afrodisias Antik Kenti içerisinden çıkarılan en iyi eserlerin bazıları buradan çıkmıştır. Achilleus ve Penthesileia buluntuları hamamdan çıkarılmıştır. Hamamda kadınlar ve erkekler için iki bölüm var.


Antik Havuz
Hadrian Hamamı’nda mermer kaplı bir antik havuz bulunuyor.


Bouleuterion
Hem meclis binası hem de tiyatro ve konser salonu olarak kullanılan bouleuterion, çok amaçlı olarak inşa edilmiştir. Yapım tarihi M.S 200’dür. Kuzey agoraya yakın bir konumda olan mekan, aynı zamanda şehrin yönetiminin de sağlandığı bir binadır. M.S 3. yüzyılda şehri deprem nedeniyle su bastıktan sonra tiyatro salonu olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Meclis binasını yöneten ailenin heykelleri de bina içerisine eklenmiştir. Bu aile aynı zamanda masrafları da karşılamaktaydı. Siyasi gücün merkezi olan binada zengin mermer tasarımı gücü simgeliyordu. Üstü kapalı olarak tasarlanan bu binada aynı tiyatro gibi oturma alanları vardır. Toplam kişi kapasitesi 1700’dür.

Heykeltraş Atölyesi
Afrodisias, yakınlarındaki ocaklardan getirilen mermerleri işleyen Heykeltraşlık Okulu ile biliniyormuş. Atölyede hem mitolojik heykeller hem de güncel portreler yapılıyormuş.

Afrodit Tapınağı
Afrodit Tapınağı kurulduğu yıllarda 100’den fazla sütuna sahip mimari açıdan estetik bir yapıydı. Hristiyanlık döneminde oldukça tahribata uğradığı için tapınak hakkında detaylı bilgiler bulunamamaktadır. Sütunların yerinden oynatılması, yeni duvarların yapılması ve doğuya bir mihrap eklenmesi bu tahribatlar arasındadır. Ayrıca tapınak içerisindeki Afrodit heykelleri de bu dönemlerde parçalanmıştır.
Tapınağın yapımına M.Ö 1. yüzyılda Zolios tarafından başlanmıştır. Fakat tam olarak tamamlanması imparator Hadrian tarafından M.S 130 yılında gerçekleşmiştir. Tapınağın çevresinin sınırları Romalı devlet adamı Julius Caesar ve daha sonra imparator Augustus çizilmiştir. Roma imparatorlarının bu kentle ilgilenmelerinin sebebi kendilerinin Afrodit’in soyundan gelmelerine inanmalarıdır.
Bu sınırlar Pagan inancına sahip insanlara sığınma hakkı veriyordu. Kentteki yer alan sütunlarda birçok yazıt görülebilmektedir. Bu yazıtlar M.S 1. yüzyıla tarihlenmektedir. Birçoğu tapınağın inşasında yardımcı olan zengin ailelerin isimleridir. Tapınak üzerine M.S 5. yüzyılda bir kilise inşa edilse de 11. yüzyıla kadar kullanılabilmiştir.

Tetrapylon
Yunancada dört kapı anlamına gelen Tetrapylon, Antik Roma anıtıdır. Yani her bir tarafında bir kapı bulunur. M.S 2. yüzyıla tarihlenen yapı ana caddeyi kutsal alanla birleştirir. 1991 yılında yapılan restorasyonlarda yüzde 85 orijinal bloklar kullanılarak yeniden yapılmıştır. Süslemeler bakımından zengindir. Bu bloklar ise kazılardan ortaya çıkarılmıştır. Alınlığında Zafer Tanrıçası Nike, genç bir avcı, bebek yüzlü Eros, bir köpek ve akantus yaprakları içinde bir geyik görülüyor. Mimarların bu yapıyı yapmasının amacı gösterişi simgelemekti. Törenlerde yapılan merasimler için de kullanıldığı tahmin ediliyor. İşlemelere sahip olan yapıda Eros ve Nike ve atlardan oluşan avlanma sahnelerine yer verilmiştir.

Stadyum
Afrodisias Antik Kenti dünyanın en iyi korunmuş stadyumlarındandır. 270 metre uzunluğunda ve 59 metre genişliğindedir. Oturma kapasitesi ise 30 bin kişiliktir. Afrodisias Antik Kenti’nde nüfus 15 bin kişiye ulaştığında bile stadyum ihtiyaçları karşılıyordu. 30 adet oturma sırasına sahiptir. Dikdörtgen elips şeklinde bir tasarımı vardır. Yarışmalar, hayvan şovları, gladyatör dövüşleri, cambazlıklar ve çeşitli oyunlar için kullanılmıştır. M.S 1. yüzyılda yapılan stadyum ilk başta gösteri şovlarına yer verirken M.S 4. yüzyılda kanlı gösterilere ev sahipliği yapmıştır. Hatta bazı seçkin insanlar için günümüzdeki gibi özel oturma bölümleri ayrılmıştır.

Piskopos Sarayı
Piskopos Sarayı, önceleri Romalı bir soyluya aitmiş. Orta Çağ’da Piskopos Sarayı olarak kullanılmış.

Antik Kent Nasıl Bulundu?
Kentin keşfi, kentin kendi tarihi kadar ilginçtir. Baraj açılışı için gazeteci olarak Aydın ilinin Geyre Belediyesi’ni ziyaret eden Ara Güler, dönüş esnasında yolunu kaybeder. Şans eseri bir köyün içine giren Güler, köyde gördüğü tarihi eserler ve kalıntılar karşısında hayrete düşer. Köylüler, tarihle iç içe yaşamaktadır. Hatta sütunların ve lahitlerin, birtakım günlük işler için köylüler tarafından kullanıldığını görür. Köyün mimarisi Roma dönemine aittir ve sokaklarda da birçok tarihi eser vardır. Gördüklerine inanamayan Ara Güler, makinesiyle köyün fotoğraflarını çekmeye başlar. İstanbul’a döndükten sonra kenti araştırmak ister fakat hiçbir bilgi bulamaz. Bunun üzerine köyde çektiği fotoğrafları çeşitli kuruluşlara gönderir. Hiçbir kuruluştan yanıt alamayan sanatçı, bu sefer de fotoğrafları Times’a göndermeye karar verir. Times, fotoğrafları renkli bir şekilde yeniden çekmesini ister. Bunun üzerine Ara Güler, kente yeniden giderek kentin renkli fotoğraflarını çeker ve fotoğraflar bu şekilde dünya basınına yayılır. Büyük ilgi toplayan Antik Kent’in, Amerikan arkeologların çalışmaları sonucunda Afrodisias Antik Kenti olduğu ortaya çıkar. Bu sayede Ara Güler, dünya tarihi açısından oldukça önemli bir keşfe imza atar.
1961 yılında bölgeye gelen Türk arkeolog Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim, antik kentteki çalışmaların başlamasına ön ayak olmuştur. Erim bu keşfe o kadar bağlılık göstermişti ki, hayatının geri kalanını bu kentteki kazılarla uğraşarak geçirdi. 3 Kasım 1990 yılında vefat ettiğinde Afrodisias Antik Kenti’ne gömüldü. Kenan Tevfik Erim bir antik kente gömülen ilk Türk arkeologtur.

Ara GÜLER’in objektifinden Afrodisias Antik Kenti…











Kaynakça
https://www.gezihocasi.com/aydin-afrodisyas-aphrodisias-antik-kenti-hakkinda-bilgi/
https://www.gezilecektarihiyerler.com/afrodisias-antik-kenti-tarihi-mimari-yapilari/
https://boboscope.com/icerik/sira-disi-bir-kesfin-hikayesi-afrodisias-anti
https://www.kulturportali.gov.tr/portal/afrodisiasantikkenti
https://yolcu360.com/blog/afrodisias-gezisi/
